Türkiye’nin güney sınırlarında uzun süredir süregelen terör tehdidine karşı yapılan operasyonlar ve diplomatik girişimlerin sonucunda önemli bir gelişme yaşandı. Milli Savunma Bakanlığı, Suriye’de faaliyet gösteren ve bölgedeki istikrarı zorlayan YPG’nin resmi olarak feshedildiğini duyurdu. Bu adım, bölgenin yeniden toparlanması ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması açısından kritik bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor.
YPG’nin feshi, hem bölgesel hem de uluslararası arenada geniş yankı buldu. Terör örgütünün, kendisini feshederek Suriye ordusuna entegre olması ve bu süreçte çeşitli pozisyonlarda yeni düzenlemelere gitmesi, bölgedeki güvenlik ortamını olumlu yönde etkileyebilir. Örgüt liderlerinden Mazlum Abdi’nin, çözüm sürecinde Abdullah Öcalan ile doğrudan görüşmeye açık olduklarını belirtmesinin ardından, PKK’nın 2025 yılının Mayıs ayındaki kongresinde örgüt yapısında ruhani bir değişiklik yapılmıştı. PKK’nın bu adımı, uluslararası toplum tarafından yakından takip edildi ve bölgedeki gelişmelere yeni bir boyut kazandırdı.
Milli Savunma Bakanlığı’nın yaptığı açıklamaya göre, YPG’nin fesh edilmesi, Suriye’nin egemenliğinin ve devlet bütünlüğünün güçlendirilmesine önemli katkılar sağlayacak. Bakanlık, bu gelişmenin “tek devlet, tek ordu” anlayışını pekiştirdiğine vurgu yaparken, bölgedeki istikrarın sürdürülebilmesi adına Suriyeli güvenlik güçlerinin kapasitesinin artırılması yönünde çalışmaların devam edeceğini belirtti. Ayrıca, Türkiye’nin bölgedeki barış ve huzur ortamını sağlamaya yönelik kararlı duruşu, terörle mücadelede yeni bir dönemi başlatmış oldu.
Öte yandan, haftalık basın toplantısında gündeme getirilen terörsüz Türkiye süreci de detaylı şekilde ele alındı. Bu kapsamda, terör örgütlerinin tüm bağlantılarının sona erdirildiği, silah ve mühimmatların teslim edilmesiyle ilgili ilerlemelerin kaydedildiği vurgulandı. Ayrıca, sürdürülen iletişim ve koordinasyon çalışmalarıyla, kararlılıkla terör odaklarının faaliyetlerinin durdurulması hedefleniyor. ABD’nin Suriye’den çatışmasızlık mekanizması kurulması yönündeki girişimleri de yakından takip ediliyor. Bakanlık, resmi bir talep olmaması halinde, böyle bir mekanizmanın kurulması durumunda ilgili kurumlarla iletişim halde olacağını bildirdi. Bunların yanı sıra, Yunanistan’a yönelik olarak Rodos Adası’nın statüsü ile ilgili dikkat çekici uyarılar da yapıldı. Yunanistan’ın uluslararası antlaşmalara aykırı şekilde hareket etmesi halinde, Türkiye’nin haklarını ve çıkarlarını kararlılıkla savunmaya devam edeceği vurgulandı.
